PROGRAM
Nisan 2014 İstanbul Tabip Odası Seçimlerinde

21.yüzyılda çağdaş bir tabip odası için
ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU olarak
TEMEL GÖRÜŞLERİMİZ ve HEDEFLERİMİZ



Neden ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU?

Çünkü, şu dönemde hekimlerin en önemli ve temel sorunu, "Çalışma Özgürlüklerimizin Kısıtlanması" sorunudur.

Hekim, bir kuruluşta işe girmek istese, kadrolar dondurulduğu için giremiyor. Muayenehane açmak istese, önüne aşılamaz engeller konuyor; SGK hiç tanımıyor, sözleşme yapmıyor. Çalışma biçimini ve çalışacağı kuruluşu seçemiyor. Kamuda mesai sonrası bağımsız çalışmasına izin verilmiyor. Aile hekimlerine görev tanımıyla hiç ilgisi olmayan acillerde nöbet tutma zorunluluğu ekleniyor. Üniversite hastaneleri çökertiliyor. Hekimler, tamamıyla kuşatılıyor ve adeta tutsak hale getiriliyor.

Hekimler, uluslararası sermayenin özel hastane zincirlerine ya da özelleştirme aşamasındaki kamu hastanelerine "ucuz işgücü" olarak, halk da bu hastanelere, "başka seçeneği kalmamış hastalar" olarak mecbur ve tutsak ediliyor.

İşte bu nedenle; sizleri 21.yüzyılda hekimlere yakışan çağdaş bir İstanbul Tabip Odası için, özgürlüklerimizi yeniden kazanmak için "ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU"nda birleşmeye çağırıyoruz..

1. Siyasi Parti Değil, Öncelikle Tabip Odası

Tabip Odaları’nın, birer siyasi parti bürosu ya da dar siyasi grupların politikalarını uygulamaya koyduğu alanlar olmaması gerektiği görüşündeyiz. Tabip Odaları, öncelikle hekimlerin mesleki, ekonomik ve demokratik haklarını korumak, geliştirmek ve iyileştirmek için mücadele etmekle yükümlüdürler. Özgür Hekimler Platformu, bu görevini temel evrensel insanlık değerlerine sahip çıkan bir anlayışla yerine getirecektir. Özgür Hekimler Platformu’nun siyasal bir ajandası veya bir parti bağlantısı yoktur; siyasal iktidarlardan bağımsız hekimleri savunur. Platformu oluşturan hekimlerin insandan, emekten, barıştan, özgürlükten yana taraf olan laik, demokratik bir duruşları vardır.

2. Tabip Odası'nda Hizip Değil, Gerçek Katılımcılık ve Şeffaflık

Gerçek demokratik katılım, sadece kendi politik görüşlerine sahip olanları bir araya getirerek değil, Tabip Odası'nı tüm hekimlere açacak formülleri geliştirerek ve kararların mümkün olan en büyük hekim katılımlarıyla alınmasını sağlayarak oluşturulabilir. Hizipçi ve dar kadrocu anlayışı reddediyoruz: Ne kadar kalabalıksak, o kadar güçlüyüz. İstanbul Tabip Odası sadece üyesi hekimleri değil, bilim dalı dernekleri, aile hekimliği ve pratisyen hekimlik dernekleri gibi tüm hekim örgütleri ile birlikte hareket edebilmenin yöntemlerini geliştirmelidir.

Demokratik ve şeffaf yönetim anlayışımızın gereği olarak toplanan aidat ve diğer gelirler ile yapılan tüm harcamaların dökümünü periyodik olarak web sitesinden tüm üyelere duyurma sorumluluğunda olacağız. Sınırlı kaynaklarımızı etkin şekilde kullanacağız.

3. Kronik Muhalefet Değil, Yapıcı Politikalar

Geleneksel kronik, sonuçsuz ve kısır muhalefet çizgisi, yapıcı bir mücadele programı ile değiştirilecektir. Hekimlerin ve toplumun yararına politikalara sahip çıkılarak destek verilecek, olumsuz politikalara karşı sakıncaları ortaya konularak, alternatif doğru çözümler üretilerek müzakere edilecektir. Ancak, bu yoldaki samimiyetimiz, iyi niyetimiz görmezden gelinerek, hekimleri yok sayan ve küçümseyen anlayış devam ederse, iş bırakma dahil her türlü kitlesel demokratik hak arama yöntemini kullanacağız.

4. Hekimlerin Çalışma Özgürlüklerinin Kazanılması Temel Hedefimizdir

Hekimlerin istediği çalışma biçimini ve çalışacağı sağlık kuruluşunu serbestçe seçebilmesi hakkının sonuna kadar savunucusu ve takipçisiyiz. Hekimler, isterlerse, birden fazla yerde çalışabilmeli, çalışma sürelerini de kendileri belirleyebilmelidirler. Zorla getirilen antidemokratik kısıtlamalara karşıyız. Hekimlerin çalışma özgürlüğünü kısıtlayan mevcut Tam Gün uygulamasına da karşıyız. Üniversite ya da kamu hastanelerinde çalışan hekimlerin mesai sonrası muayenehanesinde ya da özel bir sağlık kuruluşunda çalışma haklarını savunuyoruz. Anayasa Mahkemesi'nin bu tür çalışmaya onay veren açık ve net kararına rağmen, Sağlık Bakanlığı'nın yasalara aykırı uygulamalarına karşı hukuksal mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.

5. Halkın da Hekimini Özgürce Seçebilmesinden Yanayız

Halk da, istediği hekimi ve sağlık kuruluşunu serbestçe seçebilmelidir. Bu nedenle, SGK'nın isteyen muayenehaneler, poliklinikler, görüntüleme merkezleri ve laboratuvarlarla da sözleşme yapmasının gerekliliğini savunuyoruz. Bu hak tanınmadığı sürece, hükümetin "halkı istediği hekimle buluşturduk, hekime ulaşmasını kolaylaştırdık" şeklindeki yanılsatmasının, ucuz bir demagoji olduğunu tüm medya kanallarını kullanarak halka anlatacağız.

6. Etkin Medya Kullanımı ve Halkla İlişkiler'den Yararlanacağız

Mevcut medya ilişkilerimizin çağımızın çok gerisinde ve amatörce olduğunu izliyoruz. Kendi haklı davamızı medyada çok daha etkin anlatabilmek ve kamuoyu desteği sağlayabilmek için, profesyonel medya danışmanlığı hizmeti alacağız. Sosyal medyayı, çok etkin kullanarak, az maliyetle çok geniş yığınlara ulaşacağız. Profesyonel halkla ilişkiler uzmanlığından, kamuoyu anketlerinden ve bilimsel önerilerden yararlanacağız. Hekim düşmanlığı yapanların ve halkı bu yönde kışkırtanların, aslında işlemeyen sistemin suçunu hekimlere yüklemek ve halka hesap vermekten kaçmak niyetinde olduklarını göstereceğiz.

7. Hekime Yönelik Şiddeti Bitirmeye Kararlıyız

Profesyonel medya kullanımı ve halkla ilişkiler yoluyla, halkı doğru bilgilendirecek ve hekimlere karşı bilinçli olarak kışkırtılmasının önüne geçeceğiz. Halkta aşırı beklentiler oluşturan siyasi popülizmle mücadele edeceğiz. Poliklinik ve acil alanlarında, birden çok hasta yakınının doktorlara fiziksel olarak yaklaşamayacağı mekan düzenlemelerinin kurulması ve güvenlik personeli bulundurulması için projeler hazırlayacağız. Hekimlerin halkla iletişim konusunda tıp eğitimi sırasında yeterince bilgilendirilmesi için girişimlerde bulunacağız. Mezuniyet sonrası eğitim kapsamında bilgilendirmenin sürdürülmesi için çalışacağız. Hukuk büromuzda, bu konuda uzmanlaşmış bir ekip kurarak, hızla hukuksal işlemlerin başlatılmasını ve takibini sağlayacağız.

8. Hukuk Büromuzu Genişletip Güçlendireceğiz

Mevcut hukuk büromuzun bu mücadelede artan dava trafiğinde yetersiz kaldığını üzülerek gözlemliyoruz. Özgür Hekimler Platformu olarak ilk işimiz, hukuk büromuzu şu andaki kapasitesinin çok daha üstüne çıkartmak olacaktır. Gerekirse binamızdaki tüm bir katı hukuk bürosu haline getireceğiz. Kamusal ve özel hekimlik alanlarında uzmanlaşmış geniş hukuk kadroları oluşturacağız. Aidatını düzenli ödeyen üyelerimiz için tam anlamıyla ücretsiz temel hukuk ve avukatlık hizmeti vereceğiz. Malpraktis davaları için de görüş veren, konusunda uzmanlaşmış hukuk ekibimiz olacaktır.

9. Performans Sistemine Karşı, Kamuda Temel Ücretin Artmasını Savunuyoruz

Hastaya, performans uğruna, hak ettiği zamanı ayırmayan ve ilgiyi göstermeyen bir tıp anlayışını hekimlik ve insanlık onuru ile bağdaştırmıyoruz, bunu reddediyoruz. Çeşitli etik problemlere ve hekimler arasında da ücret adaletsizliklerine neden olan mevcut performans sistemini desteklemiyoruz. Acillerde ve yoğun bakım ünitelerinde tümden kaldırılmasını, diğer hizmetlerde de belirli bir oranı aşmamasını, temel ücretlerin, yükseltilmesini savunuyoruz. Kamuda çalışan ve isteyen hekimlerin, mesai saatleri sonrasında bağımsız çalışabilme hakkını destekliyoruz. Küresel sermayenin ucuz maliyet için "ucuz hekim işgücü" talebine karşı duracağız.

10. Hekimleri Köleleştirme Politikasına ve Özel Sağlık Kuruluşlarında Ücret Gaspına Son Verilmelidir

Özel sağlık kuruluşlarına kadro kısıtlaması getiren, muayenehane açma koşullarını karşılanması nerdeyse imkansız hale sokan, dolayısıyla hekimleri zorla birer köle haline dönüştüren politikalara karşıyız. Hekim kadrolarının taksi plakası gibi serbest piyasada el değiştirmesine karşıyız. Kalitesiz ve ucuz yabancı hekimler aracılığıyla, hekim emeğinin değersizleştirilmesine izin vermeyeceğiz. Ücret gaspına yeltenen işletmelerle kararlılıkla mücadele edeceğiz. Özel hastane hekimlerinin asgari dinlenme, tatil sürelerini ve kendilerini geliştirmelerini sağlayacak bilimsel kongre katılımlarının sözleşmelerde tanımlanması için girişimlerde bulunacağız. SGK ile masaya oturarak, ödemelerde hekim emeğinin karşılığı olan artışı talep edeceğiz. SUT ücretlendirmesi 2006 yılından beri değiştirilmemiştir. Bu ücretler güncellenmeli ve her yıl TEFE/UFE oranında artırılmalıdır. Verilen hekim emeğine göre düşük kalan TTB ücret birimlerini tek tek belirleyerek, güncellenmesi için çalışacağız. Yeni geliştirilen ve uygulanmaya başlayan tıbbi tedavi, işlem ve testler için hızla TTB işlem kodları oluşturulması için uğraş vereceğiz. Gıda gibi temel bir ihtiyaç olan sağlık harcamalarında da, çoğu ülkede olduğu gibi KDV'nin % 1'e düşürülmesi amacıyla yasama ve yürütme nezdinde her türlü girişimde bulunacağız.

11. Sendikalaşmayı Destekliyoruz

Uluslararası hukuktan yararlanarak, Hekim Meslek Sendikası'nın kurulmasını sağlamak ve SGK'nın ve özel sağlık kuruluşlarının hekim emeğinin karşılığı olan ücretleri ödemesi için çalışacağız. Bu amaçla, yönetim kurulu içinde, sendikalaşma sürecinden sorumlu bir üye ve bağlı komisyon görevlendirilecektir. Bu konuda, çok laf üretip somut sonuç elde edememek hatasına düşmeden, çalışma ekonomisi ve iş hukuku alanında uzmanlaşmış kişilerden profesyonel destek alacağız.

12. Hekim Emekleriyle Sürdürülen Yapıların Yanındayız

Hekimlerin kurtuluşu, özgür çalışma haklarının yeniden kazanılması ve korunmasında yatmaktadır. Bu hakkın varlığı, hekimlerin köleleştirilmesine karşı en önemli güvence ve en büyük pazarlık gücüdür. Hekim emeğinin ve özgürlüğünün sembolü olan muayenehaneler, laboratuvarlar, poliklinikler ve tıp merkezleri gibi kuruluşların önüne getirilen kısıtlamaların kaldırılması ve bu kuruluşların desteklenmesi için çalışacağız. Muayenehaneleri kapatmak için yapay olarak oluşturulan akıl dışı standartlara karşı sürdürülen haklı mücadelemiz sonuna kadar yürütülecek, gerekirse konu uluslararası hukuk zeminine taşınacaktır.

13. Aile Hekimlerinin Yanındayız, Tüm Gücümüzle Destekleyeceğiz

Aile Sağlığı Merkezleri'ni hekim emeği ile sürdürülen özerk birimler olarak değerlendirmekte ve bu yönleriyle, kamu tarafından finanse edilen muayenehane olarak algılamaktayız. ASM'ler adina verilecek mücadeleyi, muayenehane mücadelesi ile ortaklaştıracak, güç birliği yaratacağız. ASM sözleşmelerinin, Bakanlık dayatması ile değil, TTB'nin de taraf olduğu hakça ilkeler üzerinden gerçekleşmesine çalışacağız. Ceza puanı ve negatif performans kriterlerine karşıyız. Aile hekimlerinin Oda'da doğrudan temsilini ve aile hekimleri dernekleri ile işbirliği içinde hareket edilmesini sağlayacağız. Aile Hekimliğine getirilen amaç dışı görevlendirmelere, hastanelerde nöbet tutturulmasına karşıyız. Temel Sağlık Hizmeti olan Aile Hekimliği, koruyucu hekimlik ve toplumun sağlık eğitimi, akılcı ilaç kullanımı gibi alanlarda etkinleştirilmeli ve genel sağlık bütçesinden desteklenmelidir. Bu amaçla kurulacak toplum sağlığının desteklenmesi fonundan Aile Hekimlerine ek ödeme yapılmalıdır. Aile hekimlerinin hizmet vereceği alanlar yerel yönetimler tarafından sağlanmalı ve finanse edilmelidir.

14. İşyeri Hekimliği'nin Taşeronlaştırılmasına Karşıyız

İş sağlığı ve güvenliğinin aşamalı olarak tüm çalışanları kapsaması olumlu bir yaklaşımdır, destekliyoruz. Ancak bu hizmetin sunulması için tanımlanmış süreler hizmetin verilebilmesi için yeterli değildir ve tanımlanmış hizmetlerin gerçek anlamda yapılabilmesi için sürelerinin artırılması için mücadele yürütülmelidir. İş yeri hekimliği işletmeyi gerçek anlamda tanıyarak verilebilir. Taşeronlar aracılığıyla sağlanan hizmetin niteliği ve yeterliliği tartışma konusudur. Hekim emeği üzerinden rant sağlama amacıyla kurulan OSGB gibi yapıların niteliği, sürekliliği, konuya yaklaşımı sıkıntı yaratmaktadır. Bir yıllık süre sonunda bile yenilenen ihaleler ile işletme çalışanlarının el değiştirdiği örnekleri görmekteyiz. Bu haliyle iş sağlığına katkı sunulamayacağı açıktır. Sürekli değişen mevzuat hizmetin sağlıklı olarak sürdürülebilirliğini zora sokmaktadır. TTB ve TMMOB gibi meslek örgütleri, Çalışma Bakanlığı, işveren örgütleri ve çalışan sendikalarıyla birlikte iş sağlığı ve güvenliğinin süreçlerinde etkin karar sahibi olmalı, buna uygun bir konsey yapılanmasıyla kararların alınması sağlanmalıdır.

15. Üniversite ve Eğitim Hastanelerinde Nitelikli Eğitim, Gerçekçi Ücret

Üniversite ve Eğitim Hastaneleri giderek bilimsel niteliklerini kaybetmektedir. İnanılması güç şekilde, yılların deneyimine sahip hocaların hasta bakması ve ameliyatlara girebilmesi bile yasaklanmakta, bir kısmı buralardan ayrılmaya zorlanmakta, kurumlar kendilerini döndürecek mali yapılanmadan uzaklaşmaktadır. Bunun nedeni ise, Bakanlığın kendi normal hastanelerine uyguladığı ölçütleri, üniversite ve eğitim hastanelerine de aynen uygulamasıdır. Oysaki, bu eğitim kurumları, gelişebilmeleri için yeterince özerk olmalıdır. Halkın özellik gerektiren tedavi ve bakımları için özel sektörde arayış içine girmesinin önüne geçmek adına, bu kurumlara geri dönmek isteyen akademisyenler için düzenleme yapılmalıdır. Öğretim üyesi meslektaşlarımızın ücretlerinin, hak ettikleri seviyelere yükseltilmesini, bu konuda AB ortalamalarının göz önüne alınmasını talep edeceğiz.

16. Özerk, Demokratik Üniversite, Tıp Eğitimi

12 Eylül darbe anayasasının antidemokratik kurumu Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) kaldırılması, özgür, demokratik üniversite talebimizdir. Tıp fakültelerimizin bilimsel, yönetsel özerkliğinin sağlanması yönünde girişimleri destekliyoruz. Tıp fakülteleri kontenjanlarının keyfi bir şekilde sürekli arttırılmasına, olanakları sınırlı tıp fakültelerine öğrenci alınmasına karşıyız. Yetersiz yetişmiş hekim enflasyonunun oluşmasını engellemek için mücadele etmeye kararlıyız.

17. "Rehine" Değil, Özgür ve Mutlu Asistan

Asistan eğitimi için mesai saatleri içinde farklı bir zaman dilimi tanımlanması ve performans sisteminin karmaşası içinde eriyip gitmemesi vazgeçilmez talebimiz olacaktır. Asistan hekimlerin nöbet ertesi izin yapma hakkını, uzun saatler zorunlu olarak uykusuz çalıştırılmasının engellenmesini, iş yükünün adilce paylaştırılmasını savunuyoruz. Zorunlu hizmete ve hekim diplomasının gasp edilmesine karşıyız. Diplomalarımızı rehin alanlar hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Mecburi hizmet yerine, gönüllülük ve ek maaş sistemi ile doktor açığının önüne geçilebileceğine inanıyoruz. Mecburi hizmet tamamen ortadan kalkıncaya kadar, erkeklerde sürenin askerlikten sayılması, kadınlarda ise il, ilçe merkezleri dışına çıkılmaması, eş durumlarında ise azami kolaylıklar için yasa önerilerimizle TBMM'ye ulaşacak, gerekli düzenlemeler için mücadele edeceğiz.

18. Hastanecilik Değil, Öncelikle Ayaktan Tanı ve Tedavi

Bütçede neredeyse karşılanamaz hale gelen sağlık harcamaları, ayaktan sağlık hizmetinin yaygınlaşması ile azaltılacak ve bu sayede, kaynaklar daha rasyonel kullanılabilecektir. Tüm dünya örneklerinin aksine, ülkemizde, ayaktan tanı ve tedavi kuruluşlarının engellenerek, hastaneleşmenin yoğun bir şekilde desteklenmesini yanlış ve rant amaçlı buluyoruz. Keza, son dönemlerde ortaya atılan şehir hastanelerini de bir gereksinimden öte, rant amaçlı görmekteyiz. Ayaktan tanı ve tedavi merkezlerinin önüne konulan yasal engel ve kısıtlamaların kaldırılması ve SGK'nın talep eden tıp merkezi ve muayenehaneler ile sözleşme yapmasının sağlanması için uğraş vereceğiz.

19. Genel Sağlık Sigortasının (GSS) Mevcut haline Karşıyız

Sigortasız yurttaşımızın kalmaması açısından tam uygulanan bir GSS'den yanayız. GSS'nin temel amacı; herkesin sigortalı olması ve sigortasını kullanarak, istediği hekim ve sağlık kuruluşuna ulaşabilmesi olmalıdır. Günümüzde SGK, yalnızca hastanelerle sözleşme yapmaktadır. Dolayısıyla, düzenli olarak primlerini ödeyen kişilerin bile istediği hekime ulaşmasının yolu kapatılmış, hekim seçme özgürlüğü engellenmiş ve sağlık hizmeti verenler arasında rekabet haksızlığı yaratılmıştır. Bu haliyle kısıtlı uygulanan GSS'ye karşıyız. Anlaşması olsun veya olmasın, tüm hekim reçeteleri ve tetkik istekleri, hastaların GSS'leri kapsamında, SGK tarafından geçerli kabul edilmelidir. İşsiz ya da GSS primini ödeyemeyecek kadar düşük gelirli olanların, kamu kuruluşlarından bedelsiz sağlık hizmeti alabilmesi, GSS primini ödeyenlerden ise, aldıkları kamusal sağlık hizmeti için ek bir ödeme istenmemesi, sosyal devlet olmanın gereğidir; bu hakları savunacağız.

20. Özel Sağlık Hizmetlerinde Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS)

Halen, SGK primleri ile sürdürülmeye çalışılan mevcut sağlık sisteminin, büyük açıklar verdiği bilinmektedir. Bu sistemin, sadece prim ödemeleri ile sürdürülemez olduğu ve yakın gelecekte mutlaka tıkanacağı aşikardır. SGK'lı hastalara hizmet veren özel sağlık kuruluşlarının da, hizmet kalitesinden ödün vermeden, bu ödemelerle dönmesi mümkün değildir. Temel düzeyde zorunlu sağlık hizmetleri, tüm vatandaşlara ücretsiz olarak sunulmalı ve bu hizmetin adresi, aile hekimliğinin yanı sıra devlet hastaneleri ile diğer kamu sağlık kuruluşları olmalıdır. Bununla birlikte, özel sağlık kuruluşlarından hizmet almak isteyen vatandaşlara da, gönüllü olarak ödeyecekleri katkı paylarıyla, alternatif çözümler sunulabilmelidir. Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS) burada devreye girerek, özelden hizmet alan hastanın, SGK'nın ödediği miktardan sonra kalan fark ücretini üstlenecektir. Maddi gücü olan yurttaşların TSS aracılığı ile sağlık sistemine dolaylı katkıları, temelde, yoksul ve dar gelirli yurttaşlarımıza bedelsiz hizmet sunulmasının önünü açacak ve bu hizmeti sürdürülebilir kılacaktır.

21. Emeklilik Ücretlerinin Düzeltilmesine Çalışacağız

Hekimlerimizin, emekli olduğunda aldıkları aylık ücretler, geri kalan yaşamlarını hekimlik onuruna yaraşır biçimde sürdürmelerine olanak tanımamaktadır. Günümüz şartlarında, emekli bir hekimin eline geçen ortalama 600 avro maaş, AB ortalamalarının çok gerisindedir. Hekimlerin çalıştıkları sürede vergilendirilmiş kazançları üzerinden emekli maaşları hesaplanmalıdır. Bu yönde yasal değişikliklerin yapılması için çalışacağız.

22. Bilim Dışı Uygulamalarla Etkin Mücadele

Sayıları günden güne artan ve mevcut iktidar tarafından yeterli mücadele verilmeyen, insan sağlığı sömürücülerinin karşısına, her türlü hukuksal yolu ve medyayı kullanarak karşı çıkacağız. Hukuk büromuzda, bu konuda uzmanlaşmış bir birim oluşturarak, otla, taşla, börtü böcekle, sözüm ona tedavi uygulayan bu ortaçağ büyücüleri hakkında suç duyurularında bulunacağız. Sağlık Bakanlığı'nın bu konudaki yetersizlik ve çelişkilerini her fırsat ve ortamda kamuoyu ile paylaşacağız.

Değerli meslektaşlarımız,

Yukarıda belirtilen başlıklarda, özet olarak görüşlerimizi ortaya koymaya çalıştık. Maalesef, son yıllarda hekimlerin en önemli meslek örgütü olan TTB ve Tabip Odaları'nın, her gün kan kaybettiğini, giderek devre dışı bırakıldığını ve sistem dışına itildiğini üzülerek gözlemekteyiz.

Bunun öncelikli sorumlusu, hekimleri yok sayan ve sağlık politikalarını başka çıkar gruplarıyla birlikte oluşturma yoluna giden iktidardır, ama tek sorumlusu iktidar değildir. Son yıllardaki en önemli sıkıntılarımızdan biri, Tabip Odaları yönetimlerinin hedef koyma, vizyon belirleme, doğru politikalar geliştirme ve uygulama konusundaki yetersizlikleridir. Doğru bakış açısı olmayınca, doğru politika da üretilememektedir.

Kendileri hekimlerden yana bir program üretme yerine, Sağlık Bakanlığı tarafından getirilen her uygulamaya sürekli olarak karşı çıkmayı politikasının temeli haline getiren Oda Yönetimi, ülkenin sağlık otoriteleriyle de iletişim kanallarının tıkanmasına neden olmuştur. Bu durum, Oda Yönetimi'nin dışlanması sonucunu doğurmuştur. Bu sonuç, aynı zamanda hekimlerin de dışlanması anlamına gelmektedir.

Tüm bu başarısızlıklar yetmezmiş gibi, Oda Yönetimi, yıllardır tepki çeken soyut ve dar grup siyasetini sürdürmektedir. Günlük hayattan kopuk ve hekim sorunlarından uzak söylemler, hekimlerin en önemli meslek kuruluşu olan Tabip Odası'nı, giderek küçülen ve etkinliği sınırlı bir kuruluş haline getirmiştir. Bu kısır çizginin, daha fazla devamı düşünülemez.

Bu nedenlerle sizleri İstanbul Tabip Odası'na sahip çıkmaya, üye olmaya, seçimlere katılmaya, Özgür Hekimler Platformu'nu desteklemeye çağırıyoruz.

Saygılarımızla,

Yürütme Kurulu



Copyright © 2014. Özgür Hekimler Platformu.     Tekil :62988  Hit :110580  Online: 1