İSTANBUL TABİP ODASINI YÖNETEN DEMOKRATİK KATILIM GRUBU (DKG)’NİN ELEŞTİRİSİ
İSTANBUL TABİP ODASINI YÖNETEN DEMOKRATİK KATILIM GRUBU (DKG)'NİN ELEŞTİRİSİ

İstanbul'da Hekimlerin büyük çoğunluğu İTO - DKG yönetimlerinden hoşnut değildir. Aidiyet duygusu çok düşüktür.

DKG yönetimi güncel gerçekleri reddetmekte, soyut hedefler peşinde koşmaktadır.

Somut hekimlik sorunlarını sahiplenmekte yetersiz kalmakta, enerjisini genel politikaya yönelik harcamaktadır.

Halkla ilişkiler konusunda amatör ve yetersizdir, işin kötüsü önemsiz görmektedir. Tüm önerilere kulağını kapamaktadır.

Aile hekimliğini yok kabul etmektedir. Aile hekimliğinin güncel somut sorunları ile ilgilenmemekte, altı ayda bir aile hekimliğinin nasıl kötü bir uygulama olduğuna yönelik makro politik düzeyde soyut söylemler de bulunmaktadır.

DKG özel hekimliğe karşıdır. Hekim bağımsızlığının temel çalışma biçimi olan muayenehane hekimliği ile kerhen ilgilenmiştir. 2011 kampanyası sırasında muayenehane hekimlerinden gelen yoğun talepler ve kitlesel baskılar ile sokak eylemleri dışında sınırlı destek vermiştir. Hekimler 140.000 TL para toplamış, İTO'nun maddi katkısı sadece 5.000 TL olmuştur.

S.B. ve SGK düzeyinde yapıcı diyalog kurmaya yönelik ciddi bir çabası yoktur. Uzlaşmaz bir tavır içindedir. Bakanlıklar zaten TTB'yi yok kabul etmektedir. TTB ile diyalog kurduğu nadir durumlardan biri TTB'nin de desteklediği "tam-gün" yasasının çıkarılma sürecidir.

15 Şubat 2008'de özel sağlık kuruluşlarına kadro kısıtlaması getiren yönetmelik karşısında TTB ve İTO tam deyimi ile uyumuştur. Çünkü özel hekimlik onların ilgi alanı bile değildir. Önceki dönem TTB Genel Sekreterinin deyişi ile muayenehaneler "kar maksimizasyonunun yapıldığı yerler"dir.

Hekimlere şiddet uygulanmasına karşı elle tutulan bir çalışma bugüne kadar üretememişler, protesto etmekten öte gidememişlerdir.

Hastanelerde performans uygulamasına karşı çıkmakta, eski sistemi önermektedirler. 657 sayılı kanunla verilebilecek para bellidir. Bazı tazminatlarla sınırlı miktarlarda artırılabilir. Performans uygulaması ile hekimlerin eline geçen para çok daha fazla artabilmektedir. Bunun olumsuz taraflarını düzeltecek projeler geliştireceğine sistemi tümünden reddetmek hükümetin temel tercihini değiştirmediği gibi hekimlerin yararını da gözetmiyor, hiçbir fayda sağlamıyor. Çıkmaz sokak politikası uyguluyorlar.

Sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi. Makro düzeyde politik bir karar. Karşı olanlar politik mücadele yapan siyasi partiler olmalı. Meslek örgütü de özelleştirmeye karşı olabilir. Ancak bir yandan da var olan sistemin içerisinde hareket etmek zorunda, somut politikalar üretmek durumunda. Bu diyalektiği iyi yakalamaları lazım. Tümden reddetmek meslek örgütünü işlevsizleştiriyor. Sadece karşı çıkan, her şeye muhalif, bir algı yaratıyor, iyileştirici somut bir şeyler üretmenin önünü tıkıyor.

DKG kendini politik olarak tanımlamaktadır. Sadece "sosyalistler" e açık bir gruptur. Yönetim adaylarını kendi içinden yaptığı göstermelik bir seçimle belirlemektedir. DKG yıllardır değişmeyen 10-15 kişinin yönettiği bir gruptur. TTB ve İTO yönetimlerinde sürekli rol değiştirerek aynı kişiler yer almaktadır. Genel seçimlerde kendini sosyalist olarak tanımlayan partilerin aldığı oy oranları %1 i aşmamaktadır. Daha başta DKG, "marjinal" kalmayı "hedeflemekte" hekim kitlesinden, "yoksa irtica gelir" "AKP kazanır" tehdidi ile oy almaktadır. Oysa tabip odası yönetimine aday olan bir grubun kendisini marjinal politik görüşlerle kısıtlaması baştan yapılmış majör bir hatadır. Hekimleri itmenin, dışlamanın, yönetimi soyutlamanın başladığı noktadır. Kitleden koptuğu yerdir.

Sonuçta DKG grubunun yönetimde olduğu son 14 yılda hekimlik ve hekimler hiçbir somut kazanım elde edemediği gibi. Son 10 yılda Sağlıkta Dönüşüm Projesi uygulamasında cumhuriyet tarihinin en kötü durumuna düşürülmüştür. TTB ve DKG grubu yürütmeyi durdurma kararları aldırmayı bir başarı ölçütü olarak hekim kitlesinin önüne koymuştur. Geçmişte hekimlere yönelik bazı olumsuz uygulamalar mahkeme kararı ile engellenebilmişti. Hukuk tanımayan, tüm hukuk sistemini kontrol eder hale gelen, demokrasinin yasama-yürütme-yargının güçler ayrılığı temel prensibini yok eden şimdiki hükümet döneminde ise artık yürütmeyi durdurmak eskisi gibi mümkün olmayıp, zaten keyfi yönetim anlayışı ile bu kararların dahi arkasına dolanılmaktadır. Olmadı yeni bir kanun ya da kanun hükmünde kararname veya torba yasa çıkarılmaktadır. Bu muhalefet tarzı tümden iflas etmiştir. DKG yönetiminin somut hiçbir başarısı yoktur.

2006 da 8800 olan İTO seçimlerine katılım sayısı 2008 de 6300'e, 2010 da 5.000 e düşmüştür. 2012 de "Özgür Hekimler Platformu" muzun seçimlere girmesi ile katılım 6.400'e çıkmıştır.2014 te bu rakam maalesef 4.600’e düşmüştür. Son 4 yılda 1.050 hekim İstanbul Tabip Odası üyeliğinden istifa etmiştir. Bu rakamlar da hekim kitlesine hakim olan umutsuzluğun DKG yönetimindeki odadan hiçbir beklentisinin kalmadığı ve DKG nin başarısızlığının somut bir kanıtıdır.

Seçim zamanlarında, politik olarak çağdaş, modern eğilimleri baskın olan hekimlerden irtica tehdidi ile alternatifsiz olarak kerhen kendilerine oy almayı başarmaktadırlar. DKG ye oy veren hekimlerin en az %80 inin bu kapsamda olduğu kuvvetle muhtemeldir.Artık değiştirmeliyiz!

14 yıldır İTO'nı yöneten bu zihniyetin hekimlere verdiği/vereceği hiçbir şey olmadığı tümden kanıtlanmıştır önümüzü tıkayan, tabip odasını hekimlere yabancılaştıran, hekimleri tabip odasından soğutan bu yönetim anlayışını değiştirmeye, yeni ve farklı bir anlayışla odamızı hekimlerle barıştıracak hekimlerin odalarına sahip çıkacakları bir yönetim anlayışının kazanması için İTO üyesi tüm İstanbul hekimlerini seçimlere katılmaya ve Özgür Hekimler Platformu'nu desteklemeye çağırıyoruz.


Özgür Hekimler Platformu Yürütme Kurulu



Copyright © 2014. Özgür Hekimler Platformu.     Tekil :55494  Hit :100057  Online: 1