DENİZ BİTTİ…
Değerli Meslektaşlarım,

Bugün geldiğimiz noktada, Anayasa ve yasaların bu ülkenin tüm vatandaşlarına olduğu gibi hekimlere de tanıdığı eşitlik, serbest çalışma hakları, kazanılmış haklarının korunması ve devletin vatandaşlarının refah düzeyini artırma görevlerini yerine getirmesi hakları; ülkemizde Hükümet ve Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık işlerini düzenleme adı altında hiçe sayılmakta, hakları gasp edilmekte ve/veya gasp edilmek istenmekte ve hekimlerin ömür boyu zorunlu hizmete- bir kurum çalışanı olmaya mahkum edilmesi istenmektedir.

Anayasamıza göre hiçbir yasa anayasaya, hiçbir yönetmelik ve/ veya genelge yasa ve anayasaya aykırı olamayacağı halde; Hükümet ve Sağlık Bakanlığının, Anayasanın kendisine verdiği sağlıkla ilgili düzenleme yetkisini , bu yasa , yönetmelikler ve genelgeleri vasıtasıyla baştan sona hekimlerin yine Anayasa ve ilgili yasalardan aldığı hakları engelleme ve yasaklama adına kullanılmakta olduğu açık.

Anayasanın 5. maddesinde; "... kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak " devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır.

Anayasanın 10.maddesinde; "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde(*) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

Anayasanın 11. maddesinde; "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz." hükmü vardır.

Anayasanın 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmü vardır.

Anayasanın 14. Maddesinde; "…. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir." hükmü vardır.

Anayasanın 17. Maddesinde; "Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir." hükmü vardır.

Anayasanın 18. Maddesinde; "Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır."

48. maddesinde ise; "Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.

Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır." hükmüne,

49. maddesinde ise; "Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.

Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır." hükmüne yer verilmiştir.

Anayasamızın yine başlangıç kısmında:

"Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;

Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;

Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve Yurtta sulh, cihanda sulh arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;

FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur." deniyor.

Anayasanın çalışma hürriyeti ve kişilerin öğrenim ve mesleklerini seçme hakları ve temel insan hakları çerçevesinde, kişilerin tercih ederek mezun oldukları Yüksek öğretim kurumunun, salt mezun olunması nedeniyle sağladığı, "serbest meslek statüsünün" (avukat, doktor, diş hekimi, veteriner, eczacı, mühendis, kimyager vb) engellenmesi mümkün değildir. İlgililer-doktorlar mezun oldukları okulun kendileri için sağladığı mesleki unvan nedeniyle serbest veya kamuda çalışmak isteyebilirler. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmak isteyenlerin, ilgili kurum mevzuatı ile belirlenen objektif ölçütler ve mevzuatla getirilen koşulları taşımaları, özel ve serbest olarak mesleklerini icra etmek isteyenlerin ise, meslek odalarınca belirlenen (staj vb) koşulları yerine getirmeleri esas olup bu esasları yerine getirerek meslek unvanını ve bu unvanın sağladığı hakları elde edenlerin, serbest olarak mesleklerini istedikleri yerde icra edebilmeleri Anayasal bir haktır.

Anayasanın 56.maddesine göre: " Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.

Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir." hükmü vardır.

Torba yasanın da daha önce 15 kez değiştirilen ATT Yönetmelikleri gibi her bakımdan Anayasa ve ilgili diğer yasalara aykırı olduğu açıktır.

Umarım TTB ve diğer tabip odalarıyla birlikte siyasi partiler ve milletvekilleri gerçekten sorumlu davranarak yoğun bir çaba sarf ederek bunu engelleyebilirler ya da Anayasa Mahkemesinden iptal ettirebilirler.

İTO ve TTB yöneticilerinin her platformda , Danıştay'daki davalarda da daha fazla katkı yapmasının önemini tekrar vurguluyorum. Danıştay da süregiden ve hekimleri ilgilendiren her duruşmada taraf olarak Meslektaşların ve oda yönetimlerinin kalabalık olarak bulunması çok önemli. Mağdur olanlar duruşmada olmazlarsa sadece hukukçuların sırtına yüklenirse davalar, birileri gidip gerçek amacın ve sonucun ne olduğunu-olacağını anlatmazsa , yargıçları, savcıları ikna edemezsek sadece hukuksal olarak yol almak daha zor.

Herkesin hep birlikte basın, milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı nezdinde maillerle itiraz etmesi gerekiyor.

Deniz bitti...


Dr.Murat EMANETOĞLU



Copyright © 2014. Özgür Hekimler Platformu.     Tekil :55494  Hit :100055  Online: 1