TTB VE TABİP ODALARINDA GÜNDELİK SİYASET
TTB VE TABİP ODALARINDA GÜNDELİK SİYASET

On yıllardır süregelen tartışma filin tarifi şeklinde devam ediyor. Tabip odaları bir meslek birliği olarak sağlık alanında her konuda fikir sahibi olmalı, girişimde bulunmalıdır. Bir bakış açısıyla, söylenen her şey, yapılan her girişim siyasetle ilişkilendirilebilir. Bilimsel nitelikli konuların dahi klinik sonuçları ile siyaset bağlantısı bulunabilir. Gerçek hayatta hiçbir şey siyasetten bağımsız değildir. Burada yapılması gereken, kavram kargaşasına bir son vermek olmalı öncelikle.

"Siyaset" ten kim ne anlıyor?

Siyasilerin sağlığa bu kadar müdahil olduğu bir süreçte, sağlıkla ilgili söylediğimiz her şeyin, yaptığımız her eylemin siyasi sonuçları kaçınılmazdır. Sağlık ortamında önce aktörleri tanımlayalım. Tabip odaları açısından üç aktör grubu var; Birincisi hekimler. İkincisi oda yönetimlerine hakim anlayış. Üçüncüsü; Yürütme (Siyasi İktidar-Sağlık Bakanlığı-Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı). Hekimlerin büyük çoğunluğu oda yönetimlerini hekim sorunları ile az, gündelik siyaset ile çok uğraştığı yönünde eleştiriyor. Örnek vermek gerekirse özel hastane ve tıp merkezlerine kadro kısıtlaması getiren yönetmelik değişikliğine tepki vermeyen İTO-TTB yöneticilerinin, güneydoğuda mezar kazımına, insan kemiği aramalarına katılması, hekimlerin çalışma özgürlüklerini kısıtlayan tam-gün yasasına, biz de tam-günden yanayız diyerek karşı çıkmayıp, Uludere'deki menfur olayı protesto eden BDP'lilerin İstanbul Tabip Odası salonlarında basın toplantısı yaptırmasını eleştiriyor.

Oda yönetimleri, "siyaset" yapmaya devam edeceklerini, kürt sorununun Türkiye'nin en önemli sorunu olduğunu, bu konuda çalışmalarını sürdüreceklerini açıkça ifade ediyor. Hekim sorunları ile ilgilendiklerini, esas hedeflerinin herkese parasız sağlık hizmeti sunmak olduğunu söylüyor. SB ise TTB'yi siyasi ve ideolojik davranmakla suçlayarak dışlıyor. TTB yasasında sürekli değişiklikler yaparak işlevsizleştiriyor.

Sonuçta anlaşılan o ki, taraflar siyaseti kendilerine göre tanımlıyorlar. Ortak bir terminoloji yok.

"Siyaset" ne olmalı?

Bir meslek birliği olarak tabip odalarının "siyaset" sınırı hekimlik ortak paydasını korumak olmalıdır. Ülkedeki her olayda tabip odaları tepki vermek zorunda değildir. İnsan haklarını savunmak, işkence ve kötü muameleye karşı olmak, ayrımcılığa karşı çıkmak, demokrasinin geliştirilmesini desteklemek nesnel olarak tüm hekimlerin ortak savunabileceği evrensel değerler olarak sayılabilir. Gerektiğinde, gündeme geldiğinde tabip odaları bu konularda görüş bildirebilmeli, tavır almalıdır. Halk sağlığının geliştirilmesi, çevrenin korunması, iş güvenliği, çalışanların sağlığı, gıda güvenliği, sağlıklı beslenme gibi konular ise yasal olarak görevlerinin arasındadır.

Ülkede uygulanan sağlık politikaları ve sosyal güvenlik alanındaki düzenlemeler ise doğrudan hekimleri ilgilendiren temel çalışma alanlarıdır.

Ülkedeki genel seçimler konusunda tavır almak, hekimleri böler, doğal olarak böyle bir tavır alınmamalıdır. Kürt sorunu gibi son derece siyasi bir konuda tavır göstermek yine hekimleri böler, bu tür konular ister istemez çok politik olup, hekim birliğinin bozulmasına yol açar.

Politik çalışmaların yapılacağı yerler siyasi partilerdir. Meslek odasında politik çalışma yapmak bu politik düşüncelere bir katkı sağlamadığı gibi esas olarak meslek odası üyelerini bölerek, ayrıştırarak odanın gerçek işlevini yapabilmesi için gerekli kitle desteğini kaybetmesine yol açmakta ve etkinliğini yitirmesine neden olmaktadır. Hekimlerin aleyhinde çeşitli kararlar alan ve uygulayan siyasi iktidarların ekmeğine yağ sürülmektedir. Dar katılımlı siyasi içerikli girişimleri siyasi iktidarlar ideolojik olarak damgalayıp, marjinal ilan ederek hekim kitlesinden ve halktan soyutlayarak istedikleri gibi at oynatmaktadırlar. Muhalefet ediliyormuş, mücadele ediliyormuş gibi görünen şimdiki tutum aslında siyasi iktidarın işini kolaylaştırmaktadır.

Tespit: Şimdiki TTB ye hakim anlayışla elde edilen hiçbir kazanım olmadığı gibi, her şey kaybedilmiştir. Eskiden bazı mahkemelerin verdiği yürütmeyi durdurma kararları bazı olumsuz uygulamaları erteleyebiliyordu. TTB bunları bir başarı gibi hekim kamuoyuna duyuruyordu. Yargının dahi siyasallaştığı bugünkü ortamda güçler ayrılığı tümden ortadan kalkmış durumdadır. Artık bu "başarıları" elde etmek de zor görünüyor.

Ne yapılmalı : Hukuksal mücadele tabii ki sürdürülmelidir. Ancak hekimler aleyhine giden bu süreci durduracak tek güç hekimlerin örgütlü birlikteliğidir ve hekimlerin kuracakları toplumsal bağlaşıklardır. Halk desteğidir. Hekimlerin birliğini engelleyen şimdiki TTB anlayışı değişmeden ve Tabip Odaları güçlü bir hekim desteğine sahip olmadan hiçbir şey iyiye gidemez. Bu anlamda hedef, hekimlik ortak paydasında birlik ve dayanışmayı sağlayarak bir baskı grubu olarak toplumsal arenada yer almaktır. Soyut söylemlerden vazgeçmeden, baştan mağlubiyeti kabul ederek, hekimlerin birliğini değil muhaliflerin birliğini sağlamaya çalışan dar grupçu zihniyetle sürdürülen sözde muhalefetle gidilecek bir yer olmadığı bugüne kadar görülmüştür.

Bundan sonra izlenmesi gereken yol; var olan durumu doğru tespit ederek, somut söylemlerden yola çıkarak hekimlere ve topluma net bir program sunan tüm hekimlerin birliğini hedefleyen, kazanımlar elde etmeyi amaçlayan bir çalışma anlayışı olmalıdır.


Prof.Dr.Gazi Zorer



Copyright © 2014. Özgür Hekimler Platformu.     Tekil :62987  Hit :110565  Online: 1